İrlanda’nın İngilizce’yle birlikte iki resmi dilinden biri olan Gaelic dili, 2022 yılının başlamasıyla beraber Avrupa Birliği’nin resmi dillerinden birisi olarak kabul edildi.
AB kurumlarındaki Gaelic diline hakim personal sıkıntısı başta olmak üzere dilin kullanımındaki diğer sorunların giderilmesinin ardından, AB tarafından uygulanan ‘askıda’ uygulaması kaldırılarak İrlanda adasının öz dili Gaelic dili AB’nin resmi dilleri arasında yer almaya başladı.
Gov.ie internet sitesinden yayınlanan açıklamada bu gelişme, unutulmaya yüz tutmuş Gaelic dilinin varlığını devam etmesi açısından büyük bir sevinçle karşılandı.
İrlanda 1973 yılında Avrupa Birliği’ne katıldığı zaman Gaelic dili AB, tarafından sadece anlaşma dili olarak kabul edilmilmişti ve uzun yıllar boyunca kısıtlı sayıda belge Gaelic dilinde hazırlanmıştı. Bunun en başlıca sebebi teknolojik imkanların yetersizliği ve Gaelic diline hakim personel sıkıntısıydı.
İrlanda’da ve özellikle başkent Dublin’de en sık karşılaşılan göçmen gruplarının başında Brezilyalılar geliyor. İrlanda’da yaşayan Brezilyalılar, İrlanda’nın en kalabalık göçmen grubu olmamalarına rağmen sosyal hayatta görünürlükleri diğer tüm göçmen gruplarından fazla. İrlanda’ya başta dil eğitimi ve akademik eğitim almak için gelen Türk öğrenciler de okullarında ve iş ortamlarında haliyle en çok Brezilyalılarla karşılaşıyor, arkadaşlıklar kuruyor.
Yazıda yer alan bilgilere göre, 2016 yılında yapılan nüfus sayımında 13 bin 600 Brezilyalı İrlanda’da yaşıyordu. Fakat, aradan geçen 5 yılı düşünürsek bu sayıdan daha fazla Brezilyalının şu an İrlanda’da bulunduğu tahmin edilebilir. Sadece geçen yıl 5 bin 800 Brezilyalıya PPS numarası verilmiş durumda. Bu sayı, PPS numarası alan her 12 kişiden birinin Brazilyalı olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşları ve İrlanda’da serbest dolaşım hakkı olan İngiltere ve İsviçre vatandaşları çıkarılınca, PPS numarası alan her 5 kişiden biri Brezilyalı oluyor. 2019 kayıtlararına göre, 27 bin Brezilyalının İrlanda’da geçerli oturum kartı bulunuyordu. Bu sayı 2020 yılında pandeminin etkisiyle 22 bin 500’e kadar düşse de, vizelerin ve uçuşların açılmasıyla birlikte tekrar artış ivmesinde olduğu düşünülebilir.
Brezilyalılar, İrlanda’da yaşayan azınlıklar içerisinde yüzdelik dilim olarak pastada büyük bir yer tutmasa bile, İrlanda’da yaşayan azınlık gruplarının nüfus sıralamasında ilk 10’da bulunan tek Avrupa Birliği dışındaki grup olarak dikkat çekiyor. Başka bir dikkat çeken nokta ise, İrlanda’daki Brezilyalı sayısının İrlanda’da yaşayan Amerikalı(10 bin 500) ve Hindistanlı (11 bin 500) sayısından fazla olması… Özellikle İrlanda ile ABD arasında tarihi ve kültürel bağlar düşünüldüğünde İrlandalılar için şaşırtıcı bir bilgi olarak öne çıkıyor.
Yazıda yer alan bilgilere göre, İrlanda’daki Brezilyalıların üçte ikisi başkent Dublin’de yaşıyor. Geri kalanı ise, Roscommon, Naas, Gort ve Galway gibi kentlerde yaşıyor.
Brezilyalılar Neden İrlanda’yı Tercih Ediyor?
Yazıyı hazırlayan Conor James McKinney’in bu sorusunu Brezilya’nın Dublin Büyükelçisi Paulo Azevedo şu şekilde cevaplıyor, “Brezilyalıların İrlanda’ya göçü üç dalgadan oluşuyor. İlk olarak Et fabrikası işçisi olarak 1990’larda başlayan dalga, ikincisi 2000’li yıllarda başlayan dil okulu öğrencisi olarak gelenler, son olarak ise son yıllarda görülen bilişim sektörü ve mühendis olarak gelenlerin oluşturduğu dalga”
İlk defa 1990’lı yıllarda Galway’de bir et fabrikası Brezilyalı işçi çalıştırmaya başlamış. 2007-2008 yıllarında bu çalışanlardan bir kısmı işten çıkarılsa bile İrlanda’dan ayrılmamış. Yasal oturum hakkını kaybedenler olsa bile, çeşitli diplomatik ve hukuki süreçler sonucu İrlanda’da kalmaya devam etmişler.
Dil okulu vesilesiyle gelen Brezilyalılar ise belki de İrlanda’daki Brezilya nüfusu arasındaki en büyük kitleyi oluşturuyor. Work and Study uygulaması Brezilyalıların İrlanda’daki hayatlarının ilk adımını oluşturuyor denebilir. Brezilyalıların dil okulu için İrlanda’yı seçmelerinde etkenler ise vize koşulları… Aynı kıtada bulundukları ana dili ingilizce olan ABD’nin Brezılyalılardan vize istemesi ve İngilizcenin öz vatanı olan İngiltere’nin dil okulu öğrencilerine çalışma izni vermemesi gibi koşullara karşılık; Brezilya vatandaşlarının İrlanda’ya vizesiz seyehat edebilmeleri ve İrlanda’da dil öğrencilerine tanınan çalışma izni İrlanda’yı Brezilyalılar için daha cazip yapıyor. Vizesiz şekilde İrlanda’ya seyehat eden Brezilyalılar, İrlanda’ya varınca 300 Euro’luk bır ücret ve gerekli evraklar ile İrlanda’daki oturumlarını uzatıp Stamp 2 çalışma iznini alabiliyorlar.
Umut Arayışı
Yazıda, fikrine başvurulan uzmanların görüşlerinde öne çıkan diğer noktalar birkaç cümle ile şöyle sıralabilir. Brezilyalılar, birçoğu İrlanda’ya sonsuza kadar kalmak niyetiyle gelmiyor. Temel eğilim, Brezilya’da ev sahibi olabilecek, kendine hayat kurabilecek parayı İrlanda’da kazanıp Brezilya’ya dönmek yönünde. Bir diğer nokta ise, umut arayışı…
1990’lardan başlayarak günümüzde yoğun bir şekilde devam eden Brezilya göçünün merkezinde, özellikle genç Brezilyalıların ekonomik ve politik sebeplerden dolayı gelecek umutlarının körelmesi yer alıyor.
İrlanda Hükümeti, başta sağlık sektörü olmak üzere çeşitli alanlarda pandemi süresinde boyunca çalışanlara teşekkür mahiyetinde 2022 yılında yeni bir ‘bank holiday’ günü düzenlemeyi planlıyor.
—
İrlanda’da ‘bank holiday’ olarak geçen resmi tatil günlerine bir yenisi daha ekleniyor. İrlanda Hükümeti, pandemi süresi boyunca karantina şartlarında gündelik işlerinde çalışmak zorunda kalan sektörlerdeki çalışanlara, emeklerine karşılık teşekkür etmek niyetiyle yeni bir resmi tatil günü ‘bank holiday’ düzenlemesi yapacak.
Yeni ‘Bank Holiday’ günü, St Brigid Günü’nün bir gün öncesi olan 31 Ocak tarihi olacak. St Brigid Günü, Kelk kültüründe önemli bir yere sahip olan doğurganlığı, karanlık kışın kalkışını ve baharın gelişini simgeliyor. Bu ‘bank holiday’in kalıcı olup olmayacağı konusunda kesin bir karar verilmiş değil. Indepedent.ie’de yer alan habere göre, iş dünyasından hükümete karşı bir yeni ‘bank holiday’ın kalıcı olmaması konusunda bir direnç var.
Irish Independent Gazetesi’nin konu hakkında edindiği bir başka bilgiye göre, St Patrick Günü’nüyle birlikte toplam 4 günlük resmi tatil yapılmasını düşünülüyor. İrlanda’nın en önemli ulusal günü olan ve büyük kutlamaların düzenlendiği St Patrick Günü geçen 2 yıl boyunca Kovid-19 pandemisi nedeniyle iptal edilmişti.
Bank Holiday Nedir?
Bank Holiday kavramı, Türkçeye resmi tatil olarak çevrilebilir. İrlanda’da ulusal bayram ve günler veya herhangi bir başka sebepten resmi tatil ilan edilen bankalar ve okullar gibi kurumların tatil olduğu kamu hizmetlerinin kısıtlı şekilde devam ettiği izin günlerdir. İrlanda’da 9 tane bank holiday günü bulunur.
Bank Holiday günlerinde, çalışmak zorunda olanlara günlük ücretlerinin 2 katı kadar ödeme yapılır. Bank Holiday’i izinli geçirenler ise, günlük çalışma ücretleri kadar ödeme alırlar.
Kültür Gecesi veya Gealic dilindeki ifadesiyle Oíche Chultúir, İrlanda’nın kültürün ve sanatının çeşitliliklerini ve zenginliklerin kutlamak ve ülke insanını ulusal kültür ve sanatla buluşturmak için gerçekleştirilen bir organizasyon.
Her yıl eylül ayının üçüncü cuma günü gerçekleştirilen Kültür Gecesi’nde, Sanat Konseyi ve Yerel Yönetimleri’nde desteği ve öncülüğünde birçok sanat atölyesi, sanatçı ve çeşitli katılımcılar tarafından birçok kültürel ve sanatsal etkinlikler ücretsiz olarak düzenleniyor. Bunun yanı sıra, Kültür Gecesi kapsamında çeşitli müzeler ve sanat galerileri ücretsiz olarak gezilebiliniyor. Ayrıca şehir içi ulaşımda Kültür Gecesi’ne özel otobüs hatları düzenlemesi yapılıyor.
İrlandalı Müslümanlar, Kurban Bayram Namazını İrlanda’nın en büyük 2. Stadında kıldı. Bayram Namazı, devlet kanalı RTE News’ten canlı yayınlandı.
—
İrlanda’da yaşayan yaklaşık 500 Müslüman , Başkent Dublin’de bulunan ve İrlanda’nın en büyük ikinci stadı olan Croke Park’ta bayram namazı kıldı. Bu pandemi süresi boyunca en kalabalık Müslüman etkiliği olarak tarihe geçti. Geçen seneki bayram namazında 200 kişilik bir cemaat oluşmuştu.
Bayram Namazını Blanchardstown Camii imamı Dr Umar Al-Qadri kıldırdı. Al-Qadri, namazdan sonra verdiği hutbede İrlanda’nın birçok müslümanın evi olduğunu söyleyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Al-Qadri ayrıca, İrlanda’da yaşanan konut krizi gibi konularda küçük azınlıkların suçlanmaması gerektiğini belirtti.
CANLI YAYINLANDI
Kurban Bayramı namazı etkiliği İrlanda’nın devlet kanalı olan RTE News tarafından yayınlandı. Bayram namazına, İrlanda Hükümetini temsile Jack Chambers, Sinn Fein Partisi lideri Mary Lou McDonald gibi politikacılar katıldı. Bunun yanı sıra, İrlanda Kilisesi Başpiskobosu Micheal Jackson, Dublin Katolik Kilisesi Piskobusu Dermot Farrell ile Musevi Cemaatini temsilen Haham Zalman Lent katıldı.
Ünü Türkiye sınırları aşan Yazar Elif Şafak, İrlanda’nın önde gelen gazetelerinden olan The Irish Times Gazetesi’nin düzenlediği Yaz Geceleri Festivali’nin konuğu oluyor.
—
İrlanda’nın en saygın gazetelerinden biri olan The Irish Times; sanat, politika, spor, kadın hakları, göçmenlik sorunları gibi birçok alanda uluslararası konukların ve İrlandalı gazetecilerin görüşlerini bildireceği bir kültür,fikir festivali düzenliyor. Yaz Geceleri Festivali (Summer Nights Festival) ismiyle düzenlecek olan etkinlik, 28 Haziran- 1 Temmuz tarihleri arasında Covid-19 sebebiyle online olarak gerçekleştirilecek.
Festivale davet edilen konuşmacıların arasında Türk yazar Elif Şafak da bulunuyor. The Irish Times, Elif Şafak’ın etkinliğe katılımını resmi twitter hesabından okuyucuylarıyla paylaştı. Ünlü yazar, etkinliğin 2. Günü olan 29 Haziran tarihinde kadın hakları ve göçmen hakları hakkındaki oturumda konuşmacı olarak yer alacak.
Turizm sezonunun açılmasıyla birlikte tatillerini yeni yerler keşfetmek isteyenler, internette sıkça ‘gezilecek özel lokasyonlar’ araştırıyor. Irishcentral.com sitesi, İrlanda’yı gezip görmek isteyenler için, pek popüler olmayan ama görülmeyi hak eden 5 yeri okuyucularına tanıttı.
İrlanda’nın ikinci büyük şehri olan Cork’ta bulunan müze, Türkçe ifadesiyle Tereyağı Müzesi olarak geçiyor. Müzede, İrlanda Mutfağı’nda önemli bir yeri olan İrlanda Tereyağı’nın tarihsel serüvenine tanıklık ediliyor. Müzenin internet sitesinde tereyağının İrlanda’nın en önemli ihracat maddelerinden biri olduğu bilgisi dikkat çekiyor. 1000 yıllık tereyağı fıçıları gibi birçok antika araç-gerece ev sahipliği yapan müze aynı zamanda İrlanda Mutfağının gelişimine de ışık tutuyor.
Gökyüzü Bahçesi (Irish Sky Garden)
Cork şehrinde bulunan hak ettiği değer bekleyen diğer bir nokta: İrlanda Gökyüzü Bahçesi. Havadan çekilen fotoğraflarda bir kriter çarpması sonrası oluşan çukurları andıran bahçe, Amerikalı sanatçı James Turrell tarafından yapılmış. Bahçe içerisine girildiği zaman oval şekilde etrafı çevreleyen çim duvarlardan oluşuyor. Bahçe, dışarıdaki seslerden yalıtılmış şekilde inşaa edilmiş. Sanatçının amacı insanın sessizliği tecrübe etmesi ve evreni keşfetmesi. Bahçenin tam ortasında Antik Uygarlıklardan tanıdık gelen ahite benzeyen bir kaide buluyor. Kaidenin üzerine uzanarak sessizliğin içinde gökyüzünü inceleme şansı buluyorsunuz.
Christ Church Katedrali
İrlanda’da katedral gezmek Türkiye’de tarihi camii gezmeye benzetebiliriz. Birbirinden farklı özellikleri bulunan yapılışları orta çağa dayanan birçok katedral var. Christ Church Katedrali de bunlardan biri. Dublin şehir merkezinde bulunan ve gün içerisinde binlerce kişinin önünden geçip gittiği Katedral, Dublin’in en eski ibadethanelerinden birisi konumunda. Tarihi orta çağa uzanan Katedral içerisinde, ortaçağ atmosferini hissedilen karanlık geçitler ve odalarda çeşitli mumyalara ve bunlara bağlı olarak birçok ilginç hikaye meraklısı tarafından keşfedilmeyi bekliyor.
Victor’s Way Parkı
Başkent Dublin’in 50 km güneyinde bulunan Wicklow şehrinde yer alan Victor’s Way Indian Sculpture Park, Uzakdoğu inançlarına ve felsefelerine merak salan Alman sanatçı Victor Langheld tarafından kuruldu. Parkta, uzakdoğu figürlerini simgeleyen birçok heykel bulunuyor. Park, doğal güzelliğinin yanı sıra Uzakdoğunun mistik dünyasını soluma fırsatı veriyor.
Aziz Michan Mumyaları
Mısırla özdeşleşmiş mumyaların benzerlerine İrlanda gezisi esnasında rastlamak, gezi öncesi en az akla gelen ihtimallerden birisidir. İlk duyulduğu anda şaşırtsa da İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunan Aziz Michan Kilisesi’nde 17. , 18. ve 19. Yüzyıllardan kalma çeşitli mumyalar bulunuyor. Bir kısmı süslü tabutlar içerisinde bulunan mumyaların yaşadıkları dönemde Dublin’in köklü ailelerinin üyelerine ait olduğu biliniyor.
Kavramların hayatımıza teğet geçtiği zamanları herkes bir dönem yaşamıştır. Bir amaç uğruna yaşamayı ertelediğimiz ve odaklandığımız, en konsantre zaman dilimlerinden birisi göçmenliktir. Göçmek bazen arkada bırakabilmek bazen de vardığınız noktadaki içtiğiniz suyun tadını alabilmektir.
Göçtüğünüz yer çok önemlidir. Göçtüğünüz sebepler çok önemlidir. Ulaşmak istediğiniz hedef çok önemlidir. Sınırlarınızın farkında olmak çok önemlidir. Sizin kodlarınızı oluşturan yerden ayrılmak bazen sizi pozitif yönde etkileyebilecek iken bazen de içinden çıkılmaz buhranlara sürükleyebilir.
Yaşamayı anlamak ise ancak kendi DNA’nız ile aranızda olan bağlantı ile alakalıdır. Herkesin damarlarında kan dolaşır ancak çok az kişi kalbini gerçekten attıracak bir sebebe sahip olabilir. Bu bir heyecandan daha çok, idealler ve umutlar bileşkesidir. Kendini bilen bir insan için bazen vatan gurbette olabilir. Bazen İrlanda’da geçtiğiniz sokakta gördüğünüz bir Türk marketi size memleketi getirebilir.
Mesafelerin uzunluğuyla ifade edilen göçmenlik kurumu insan doğasının gecesini ve gündüzünü ifade eder. Gündüz ve gecenin kavuşması nadir yaşanır. Aynı insanın göçtükten sonra vardığı yerle geldiği yer arasında asılı kalması gibidir. Tutulmaların varlığı bilinir ancak belki 20 senede belki de 50 senede bir görülür.
Aslında 21. Yüzyılda bu tarz kavramları romantize etmek çağın ruhuna aykırıdır. Gelişen teknoloji zaman ve mekân farkını ortadan kaldıracak seviyeye çoktan ulaşmıştır. Doğum günü hediyesi göndermek için artık düşünmeye dahi ihtiyaç yoktur. Fakat üzerine düşünülmeyen her şeyin solup gittiği gibi ilişkiler artık başka bir boyutta varlığını sürdürür.
Bu atmosferde sanırım bir başka bileşen; şans devreye girer. Hayatın size sundukları ve sizin dört elle sarıldıklarınız bu kapsamda değerlendirilebilir. Yaşamak kendi içinde endişe ve tedirginliği otomatik olarak getiren bir olgudur. Bu kapsama mesafeleri de eklediğinizde belki de sizi oluşturan ve oluşturacak yapı taşları yerinden oynar yahut yerine oturur. Bu zorlu bir o kadar zamandan bağımsız uzun bir yolculuktur. Yapılan planlar bazen yerini sürprizlere bırakır. Orada inanç ve direnç devreye girer. Yaşamak bazen ertelense de sırası geldiğinde sahneyi almak için can atan bir çocuk gibi kendini gösterecektir.
Günümüzden geçmişe bakıldığında, Türklerin dünyanın her köşesine çeşitli sebeplerle taşındığını, göç ettiğini, yerleştiğini görmekteyiz. Burada aynı anlama gelen birkaç kelimenin içe içe kullanılmasının en önemli sebebi; çatı adı göçmenlik olan bu kurumun, süreç içerisinde özellikle Türkler nezdinde kendi kendini dönüştüren bir kavram olmasıdır.
Tamda bu dönüşümün bir aşamasında varlığı çok da dikkat çekmeyen daha çok bir geçiş güzergahı olarak nitelendirebileceğimiz bir ülke olan İrlanda karşımıza çıkmaktadır. Geçiş güzergahı olmasının birçok sebebi vardır. Özellikle çalışma izni konusunda dar bir tabana ve çatıya sahip olması ve göçmen tanımına Amerika, Kanada ya da Avustralya kadar yakın olmamasıdır.
Belirli dalgaların oluşturduğu sebeplerle Türkler İrlanda’yı ve özellikle Dublin’i tercih etmektedirler. Bu durumun başlıca sebepleri arasında özellikle Türler için bir kabusa dönen İngilizce öğrenme sürecinin kısalmasına yardımcı olacak etkenlere sahip olması gelmektedir. Avrupa ülkeleri genelinde, toplum açısından İngilizce konuşulan belki de tek ülke olması en önemli nedendir. Bu kapsamda İrlanda devleti bu duruma kayıtsız kalmamış ve özellikle Avrupa dışından İrlanda’ya dil öğrenmek maksadıyla gelen öğrencilere daha kısa süreçleri de içermekle beraber 6 aydan başlayan 2 yıla kadar uzanan çalışma iznini de içeren bir vize türü (stamp2) tanımlamıştır. Yabancı bir ülke deneyimi açısından başlangıç için riski düşük ancak deneme ve tecrübe edinme anlamında hatırı sayılır bir adım olduğu açıkça ortadadır.
İrlanda’nın Türkler tarafından bir başka tercih edilme sebebi ise Türkiye’ye tek bir uçak seferi ile ulaşabilme özgürlüğüdür. Özellikle yaz döneminde günde en az 3 farklı havayolu şirketi tarafından uçuşlar gerçekleşmekte ve bu rekabet fiyatlar üzerinde de kendini hissedilir derece göstermektedir. Ortalama 4.5 saat gibi kısa sayılabilecek bir sürede gerçekleşen bu uçuşlar sayesinde diğer ülkelere nazaran homesick yaşamadan yönetilebilecek bir süreç haline gelmektedir.
Peki dil okulu vasıtasıyla gelme haricinde başka bir yol var mı derseniz özellikle eğitim alanında başarılı öğrencilerin burs alabileceği ve master, doktora programlarına kayıt yaptırabileceği yaşam giderleri de hükümet bursları ile desteklendiğinde eğitime ve sosyal hayat dengesine daha çok yatırım yapılabilecek bir ülke olarak cazip bir hale gelmektedir.
Tüm bunların dışında teknoloji şirketlerinin kalbinin attığı ülke olarak özellikle IT alanında türk pazarının da geniş bir hacim kapladığını da düşünürsek Türk çalışma ortaklarına ihtiyaçları hale hazırda bulunmaktadır. Özellikle bu kapsamda şirketler sponsorluk anlaşmaları imzalayarak sürekli çalışma izninin temini konusunda güvenilir bir partner olmaktadır.
Bunun dışında ülke genelinde özellikle göçmenlere bakış açısı noktasında olumsuz bir algı bulunmadığı için yaşam konforlu ve güvenlidir. Burada her ülke genelinde yaşanan sorunları bir kenara bırakırsak Türklere spesifik olarak olumsuz bir yargı beslemeyen bir ülke olduğunu söylemek mümkündür. Çağın getirdiklerine ayak uydurmaya çalışan insanların doğuştan sahip olduğu herhangi bir unsura karşı içgüdüsel yaklaşmayan yerel halk Türklerin burada diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha çabuk sosyal hayata uyum sağladıklarını söyleyebiliriz. Özellikle insan hakları ve doğa konusunda aile içinde ve toplum nezdinde kültürel yoğrulma ile yetişen bireylerin bir arada yaşadığı ülke olarak İrlanda Türklere sıcak ve güvenli bir ortam sağlamaktadır.
Türkiye’den yola çıkıldığında herkes bilir ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ancak belki de bu kadarını kimse tahmin dahi etmemiştir. Ne demek istediğimi şu an belki içiniz de anlayanlar olacaktır. Evet doğru tahmin; tüm Avrupa’nın en büyük problemi “ev”.
Her ne kadar bir Türk için anlaşılamayan bir sorun olsa da artık yerel halkın da ciddi olarak yüzleştiği barınma problemi, göçmen olarak birçok toplumdan insanın İrlanda’ya yerleşmesiyle beraber kendini daha da hissettirir hale gelmiştir. Avrupa kültüründe yer alan temel yaşam standartlarının düşürülmemesi adına özellikle bu noktada atılan adımlara çok dikkat edilmektedir. Kültür kavramının içeriğini tepen tırnağa her sektörde doldurmaya çalışan bu topluluk bazen işlerin ağır ilerlemesine sebep olmaktadır.
Yaşanılan travmalarla yüzleşmiş ve “yaşamak” kavramını “saygı” ile bütünleştirmeye çalışan bu topluluk, yaşam alanları noktasında da bu prensiplere sadık kalmaya çalışmıştır.
Bu duruma verebileceğimiz en basit örnek ise; yeni bir yapının yapılabilmesi için yeşil alan oranın yapı ile çevreye katacağı insan popülasyona dikkat edilerek imar izni verilmesidir. Belki bugünlerde ihtiyaçlara cevap veremeyen ve kilit olmuş bir aşamada olan barınma sorunu bu tarz alt nedenler sebebiyle ağır ilerlemektedir.
Bir de her ne kadar IT sektörüne sunulan vergi ayrıcalığı ile ülkenin cazip hale gelmesinin önü açılmışsa da artan nüfusun kalkındırılması adına tam teşekküllü bir teşkilatlanma bugün dahi gözlemlenmemektedir.
Özellikle dil okulu vasıtasıyla ülkede bulunan genç insan grubu özel alan vurgusundan uzak bir hayat yaşadığı açıkça ortadadır. Özellikle Covid 19 öncesindeki resimde zorlu ve yıpratıcı bir süreç olarak tanımlayabileceğimiz barınma problemi, Covid 19 etkisiyle yerini biraz rahatlamaya bırakmıştır. Ancak bu sefer de işsizlik sebebiyle ülkelerine geri dönenler olmuştur.
Her ülkenin kendi içinde bir takım motivasyon sebebiyle sorunlar elbette ki vardır. Ancak normalde 2 kişinin dahi yaşaması mümkün olmayan bir ortamda 6 kişinin yaşaması hayatı çekilmez bir hale getirmektedir. Kültür karmaşası ise uygun olmadığı ortamda insanları oldukları ana uyum sağlamasında zorlayan bir etkendir. Tüm bunların yanında yemek, temizlik, uyku, eğlence anlayışları kalabalık yaşam alanlarında tam bir karmaşaya dönüşmektedir.
Göç etmenin en büyük sebebi yaşam standartlarını artırmak istemektir. Evlere duyulan talebin fazla olması kira fiyatlarını yukarı çekmekte ve insanları paylaşımlı evlere mahkûm etmektedir. Birçok profesyonel dahi bu sebeple paylaşımlı evlerde hatta odalarda yaşamaktadır.
Kısaca ifade etmek gerekirse kendi alanınızı oluşturacağınız ilk güne kadar misafir, anahtarıyla kapısını açtığınız evde, yalnızca size ait yaşam alanı oluşturduğunuz anda yerlisi olduğunuz hissi veren bir ülke İrlanda.